Kimler yeni

  • ece
  • ABDULKADİR
  • Kadir Kaya
  • büşra
  • FLULFENIA

Milletim

Üstad tramvaya biner ve cam kenarında bir koltuğa oturur. Biraz sonra bikaç takım elbiseli adam gelir. bir tanesi: "oradan kalkar mısınız? ben oturacağım"
Üstad: Neden? Sizin ne ayrıcalığnız var?
- Ben milletvekiliyim!
Üstad: Ben de milletim... der.

Kartal

Bir gün bir seveni onu ziyarete gitmiş. Epey dağınık günüymüş üstadın .”hayrola üstadım çok dağınıksınız
bugün?”demiş.
Meşhur davalarından biri ile uğraşıyormuş. Çok yorgun bir şekilde:”Sorma Niyazi dedi. Tepeme kartal çıksa
kovacak halim yok” demiş. Niyazi gülmüş.
- Niye gülüyorsun? dedi.
- Kartala güldüm Üstadım demiş. Niye kartal da güvercin karga falan değil
- Büyük Doğu’nun kayalıklarına da ancak kartal yaraşır. Öyle değil mi ?
- Öyle Üstadım demiş.

Yarım Saat

Yanlış hatırlamıyorsam 70'li yıllarda Van'daki bir konferansta, Üstad yarım saate yakın konuştuktan sonra arka sıralara sesin gittiğinden emin olmamış olacak ki sorar:
-Sesim geliyor mu ?
Arka sıralardan biri yüksek sesle cevap verir:
-Hayır.
Üstad cevaben:
-Sen yarım saattir orda benim gelmeyen sesimi mi dinliyorsun?

Ucuzlatmanın Yolu

İbrahim bin Edhem,arkadaşlarına yiyecek maddelerinin günlük fiyatlarını sorar,"çok pahalıdır" dedikleri zaman da,şöyle derdi:
-O halde, almamak suretiyle onları ucutlatınız.

Azrail Sevilir Mi?

Behlül'e "Azrail sevilir mi?" diye sormuşlar.Behlül:
-Sevilir,demiş.Bu defa ,"Niçin sevilir?" demişler.
Behlül bu soruya da şu cevabı vermiş:
-Melek olduğu için.

Kıvrak Zeka

Sultan Mahmut,yolda gördüğü bir çocuğa bir altın vermiş,ama çocuk verilen altını almamıştı.Sultan,büyük bir merakla sebebini sorduğunda,çocukla arasında şöyle diyolog geçti:
-Sultanım!..Annem ve babam bu altını gördüklerinde,"Onu mutlaka çaldın" diyerek bana kızarlar.
-Sen de,bunu bana padişah verdi dersin.
-Hele o zaman hiç inanmazlar.Eğer padişah verseydi,bu kadar az vermezdi,derler.
Sultan Mahmut,çocuğun kıvrak zekasına hayret etti ve onu bir kese altınla ödüllendirdi.

Hayvan Tekmesi

Necip Fazıl yolda yürürken birisi ayağına çarpar ve yoluna devam eder. Necip Fazıl'ın karşılık vermediğini gören arkadaşları sebebini sorarlar. Üstadın cevabı hazırdır:
"Sizi bir hayvan tekmelemiş olsa ne yapabilirdiniz?"

Ölüm

Necip Fazıl, ölüm korkusu ile ilgili bir soru soran Seyyid Ahmed Arvasi’ye şöyle der:
“Ben de ölümden korkarım. Şiirlerimi okuyorsunuz. Ölüm, çetin bir geçit... Onun ötesinde ya ebedî bir saadet veya ebedî bir mahkumiyet var... Bizim gibilere bu kapının önünde tiril tiril titremek düşer. Kendini üzme, bu korku, ümit ile birlikte olunca güzeldir.

Nasipsiz Ahmak

Birgün büyük şair Necip Fazıl Kısakürek kendisine: İslamiyet denince burnuma ayak kokusu gelir!..''diyen ihtiyar gazeteciye;
''Senin o burnuna gelen, İslamiyetin değil; kendi ciğerinin pis kokusudur. Sen bir mücerredi, bir müşahhastan ayıramayan ahmaksın!...'' der.

Para ve Mal

Napolyon savaşta İspanya'yı yenmiş. İspanya Kralı siz ancak para ve mal için savaşırsınız, biz ise namusumuz ve şerefimiz için savaşırız demiş.
Bunun üzerine Napolyon:
- Evet insanın neyi eksikse onun için savaşır.

Tabip

Beyazıd- i Bestami Hazretleri akıl hastahanesinin önünden geçerken, bir tabibin havanda ilaç dövdüğünü görerek:
- Çok günahkarım, der. Bunun içinde ilaç var mı? Tabib daha cevap vermeden, konuşmaları dinleyen bir hasta, pencereden seslenir.
- Tövbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır. Kalb havanında tevhid tokmağı ile döv. İnsaf eleğinden geçir, göz yaşı ile yoğur. Aşk fırınında pişir ve sabah akşam bol bol ye. Göreceksin hastalığından eser kalmayacak.
Bistami hazretlerinin gözleri dolar ve :
- Ya Rabbi, der. Şu dünya hastanesinde ne tabipler var.

Mikrop

Yahudi hakimlerinin yönettiği meşhur Yahudi mahkemelerinde ölüm cezasına çarptırılan bir Alman generaline son arzusu sorulduğunda şu cevabı vermiş:
- İdam edilmeden önce Yahudi olmak istiyorum. Böylece dünyadan bir mikrop daha eksilmiş olur.

Madalya

Bir gün Bismark, harpte yararlılık gösteren bir askere madalya takarken: – Asker, yüz altın mı istersin, yoksa bu madalyayı mı? Asker: – Madalyanın kıymeti nedir? der.
Bismark: – Maddi kıymeti aşağı- yukarı üç altın, diye cevap verir.
Asker : – Öyleyse 97 altınla madalyayı isterim! der.

1001 Basamak

Edison’a bir gazeteci sordu:
“1000 kez başaramamak size neler hissettirdi?”
Edison şöyle cevap verdi:
“Ben 1000 kez başarısız olmadım. Ampul, 1001 basamaktan oluşan bir keşifti.”

Yaşamak Gerek

Komedyen Eddie Cortar'a,
-Hastalanınca ne yapmak gerekir?diye sorulduğunda:
-Mutlaka doktora gidin demiş. Zira doktorun yaşaması gerek.Verdiği ilacıda alın, çünkü eczanecinin de yaşaması gerek. Fakat ilaçları sakın içmeye kalkmayın, zira sizinde yaşamanız gerek.

Düşmanın Canı

Şair Nefi bir toplantıda konuşurken, düşmanlarından biri içeri girmiş, fakat herkese selam verdiği halde kendisine:
-Merhaba canım! demiş.
Nefi durur mu? Hemen cevabı yapıştırmış:
-Derhal çıkıyorum.

Borcuna Sadık Olmayan

Borcuna sadık olmayan bir yakını Musa amcaya gelerek:
-Bana 100 lira ver,şurdan müşterisi hazır olan bir mal alıp 120 liraya satacağım.Sonra sana olan borcumu ödeyip 20 lira kar etmiş olacağım,demiş.Yüz lirası tehlikeye giren Musa amca,biraz düşündükten sonra,yakınına 20 lira uzatıp:
-Al şunu,demiş,sen 20 lira kar et ben de 80 lira.

Kaybettiğin Zaman

Bir gün Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamış ve şiddetle azarlamış. Talebesi:
- "İyi ama ben çok az bir paraya oynuyordum" diye itiraz edecek
olunca Eflatun cevap vermiş:
- "Ben seni kaybettiğin para için değil, kaybettiğin zaman için azarlıyorum."

Odunun Doğrusu

Adana'da yaşayan Tatlıcı Cuma Ali Efendi, çocuklarının ateş yakmak için kesilen odunlar arasından düzgün olanlarını ayırdıklarını görünce bunun sebebini sormuş. Çocukları:
-Onlardan balta ve keser sapı yapabiliriz, diye cevap vermişler. Bu yüzden yakmayıp ayırıyoruz.
Ali Efendi, lâfı hemen gediğine koyarak:
-Odunların doğru olanları bile kendini ateşten kurtarıyor, demiş. Ya insanların doğru olanları?

Virgülleri Gönder

Dostlardan birisi, Gandolin'e gazeteye koyması için bir makale gönderir ve yanlışlarla dolu olan bu makalesi için bir pusulaya şunları yazar: “ Sana gazeteye basman için bir makale gönderiyorum. Virgülleri bir zahmet, kendin yerleştir.”
Gandolin, pusulanın arkasına şunları yazarak iade eder.
-Bir dahaki sefere virgülleri sen gönder, makaleyi ben yazarım.

Okur Yazar

Sultan II. Mahmud, Hattat Yesârizâde'den hiç ayrılmayan İzzet Molla'ya bu beraberliğin sebebini sorduğunda, âlim bir zât olan İzzet Molla:
- Sultanım, diye cevap vermiş. Bendeniz biraz okurum. Yesârizâde de biraz yazar. Bir arada bulunduğumuzda okur-yazar olduğumuz için pek ayrılamıyoruz.

Fasulye Gibi

Bakan olur olmaz yeğenini vali yapan birine, Neyzen Tevfik şöyle demiş:
- Maşaallah, kardeşinizin oğlu tıpkı fasulyeye benziyor.
Bakan, bu sözü tam anlamayınca, Neyzen açıklamış:
- Malûm ya, fasulyeler de bir sırığa sarılarak yükselirler.

Kainata Bedel

Bir kabilenin ileri gelenleri,
Hz. Ömer'e başvurarak:
- İslâm'ı bir şartla kabul ederiz, demişler. Kur'an'ın şu âyetindeki filân harfin üstünde bulunan nokta, alta gelirse. Yâni 'nun', 'be' olursa.
Ömer-ül Faruk cevap vermiş:
- O noktaya bir çengel assanız da çengelin ucuna kâinatın bütün ağırlıklarını bağlasınız, yine o noktayı aşağıya indiremezsiniz.

Hatadaki Doğruluk

Osmanlı'nın son döneminde yaşamış ateist yazarlardan Abdullah Cevdet'in yazdığı makalenin bir satırı, 'Ben bu vatanın öksüzüyüm' yerine yanlışlıkla 'Ben bu vatanın öküzüyüm' diye basılmış. Durumu Süleyman Nazif'e açarak 'Bir mürettip (dizgi) hatası oldu' dediklerinde, Nazif:
- Mürettip hatası da ne demek kardeşim, diye cevap vermiş. Buna düpedüz mürettip savabı (doğrusu) derler.

İsabet

Harun Reşid, bir av sırasında hedefini ıskalayınca, yanında bulunan Behlül Dânâ:
- İsabet oldu efendim, demiş. Büyük isabet oldu.
Ve Halifenin şaşkın bakışları arasında devam etmiş:
- Yâni kuşun hayatı açısından isabet oldu.

Doğru Nedir

Muhammed Belhî hazretlerine:
— Doğru nedir? diye sorduklarında şöyle demiş:
— Varlığıyla herşeyi güzelleştiren, yokluğuyla herşeyi çirkinleştiren şey!

Mucize

Son derece cahil bir arkadaşı, Mustafa Nihad Özön'e ilim satmak isteyen bir tavırla:
—Seninle aynı zamanda aynı şeyi düşünsek, buna telepati mi derler? diye sorunca, ondan şu cevabı almış:
—Hayır, dostum, buna mucize derler!

Gülistan adlı kitabında Sadi Şirazi başından geçen bir öykü anlatır:
Hatırımdadır ki gençliğimdebir dostum ile bir kabukta iki badem içi gibiydik.Öyle kaynaşmış ve birbirimizi sevmiştik.Umulmadık bir zamanda bir işi çıktı,sefere gitmek zorunda kaldı.Seferden döndüğü zaman başladı siteme:
-Bu kadar zaman geçti,ne bir mektup ne bir selam yolladın.Bu kadar da vefasızlık olur mu?
Dedim:
-Ben yüzünü görmekten mahrum iken ,bu şerefi postacıya mı kazandıraydım!

Alanlar

Bir sergide ünlü romancı, ressam arkadaşına: “Kutlarım sergi açılışına bakanlar gelmiş” Bunun üzerine Ressam: “Ne önemi var ki, bakanlar geleceğine, keşke biraz da alanlar gelseydi. ” der

Haberim Yoktu

Serdengeçti’ye sormuşlar:
- Konuşmalarında “Allah” kelimesini neden bu kadar çok kullanıyorsun?
Serdengeçti, kendisinden beklenen cevabı vermekte gecikmemiş:
- Allah Allah yahu, hiç haberim yoktu.

Sayfalar

You are here

nükteler

Subscribe to RSS - nükteler